(Allah, şöyle diyecek:) "Hayır, öyle değil! Ayetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun."

بَلٰى قَدْ جَاءَتْكَ اٰيَاتِي فَكَذَّبْتَ بِهَا وَاسْتَكْبَرْتَ وَكُنْتَ مِنَ الْكَافِرِينَ

belā ḳad cā'etke āyātī fe keƶƶebte bihā ve stekberte ve kunte mine l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1بَلٰىbelāhayır
2قَدْḳadelbette
3جَاءَتْكَcā'etkeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksana geldi
4اٰيَاتِيāyātīا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerim
5فَكَذَّبْتَfe keƶƶebteك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.fakat sen yalanladın
6بِهَاbihāonları
7وَاسْتَكْبَرْتَve stekberteك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.ve büyüklük tasladın
8وَكُنْتَve kunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve oldun
9مِنَmine-den
10الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretnankörler-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hayır, dönemezsin; sana bunca delillerim geldiği halde yalanladın onları ve ululuk satmaya kalkıştın ve kâfirlerden oldun.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hayır, dönemezsin; sana bunca delillerim geldiği halde yalanladın onları ve ululuk satmaya kalkıştın ve kâfirlerden oldun.

Adem Uğur

Hayır (dönemeyeceksin)! Âyetlerim sana gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkârcılardan olmuştun.

Ahmed Hulusi

"Hayır, sana işaretlerim gerçekten geldi de onları inkar ederek yalanladın, benlik tasladın ve hakikat bilgisini inkar edenlerden oldun!"

Ahmet Tekin

'Elbette, sen azâbı hak ettin. Âyetlerim, Kur’ân’ım sana geldi. Âyetlerimi, ilkelerimi yalanladın. Büyüklük tasladın, azgınlık ettin. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerden, kâfirlerden oldun.'

Ahmet Varol

'Hayır. Sana ayetlerim geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkâr edenlerden oldun.'

Ali Bulaç

"Hayır, Benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kafirlerden oldun."

Ali Fikri Yavuz

(Allah o kâfire= o günahkâr nefse şöyle buyurur): “- Hayır sana ayetlerim (Kur’an’ım) geldi de onlara yalan dedin. Kibirlendin (kendini büyük görüb iman etmiye tenezzül etmedin) ve kâfirlerden oldun.”

Ali Rıza Safa

"Hayır, öyle değil!" "Ayetlerim sana ulaştı; Onları yalanladın, büyüklük tasladın ve nankörlük ettin!"

Bayraktar Bayraklı

O zaman Allah şu cevabı verecektir: "Elbette sana ayetlerim geldi de sen onları yalanladın, sen kibirlendin ve sen inkar edenlerden oldun."

Bekir Sadak

Ey insanoglu! Evet; ayetlerim sana gelmisti de onlari yalanlamis, buyukluk taslamis ve inkarcilardan olmustun.

Celal Yıldırım

Hayır, sana âyetlerim geldi, sen onları yalan saydın, büyüklük tasladın da kâfirlerden oldun, (denilecek).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Allah ona şöyle diyecek:) “Hayır! Vaktiyle âyetlerim sana gelmişti ama sen onların asılsız olduğunu söylemiştin, büyüklük taslayıp inkârcılar arasında yer almıştın.”

Diyanet İşleri

(Allah, şöyle diyecek:) "Hayır, öyle değil! Ayetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun."

Diyanet İşleri (eski)

Ey insanoğlu! Evet; ayetlerim sana gelmişti de onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştun.

Diyanet Vakfi

Hayır (dönemeyeceksin)! Âyetlerim sana gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkârcılardan olmuştun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ona): «Hayır sana âyetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kâfirlerden oldun.» (denir.)

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Ona): "Hayır, sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kafirlerden oldun!" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibretmek istedin ve kafirlerden oldun

Erhan Aktaş

Hayır, sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayır, sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve Kafirlerden olmuştun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır, sana ayetlerim gelmişti de onları yalanlamıştın, büyüklük taslamış ve gerçeği yalanlayan nankörlerden olmuştun.

Fizilal-il Kuran

Allah şöyle buyurur: «Evet, ayetlerim sana gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkârcılardan olmuştun.»

Gültekin Onan

"Hayır, benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kafirlerden oldun."

Hamdi Döndüren

(Allah ona şöyle der): “Hayır, sana âyetlerim gelmişti. Sen ise onları yalanlamış, büyüklük taslayarak inkârcılardan olmuştun!”

Hasan Basri Çantay

(Allah tarafından onlara şöyle Duyurulur:) Hayır, sana (bunca) ayetlerim gelmişdi de sen onları yalan saymış, kibirlenmiye kalkmış, kafirlerden olmuşdun.

Hasib Asutay

Hayır! Âyetlerim sana gelmişti de sen onu yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkârcılardan olmuştun.

Hayrat Neşriyat

(Ona denilecek ki:) 'Hayır! Şübhesiz sana âyetlerim gelmişti de, onları yalanladın; büyüklük tasladın ve kâfirlerden oldun!'

İbni Kesir

Hayır, sana ayetlerim gelmişti de, onları yalanlamış, büyüklük taslayarak kafirlerden olmuştun.

Mehmet Okuyan

(Allah, bu isteği dile getirenlere şöyle diyecektir:) “Hayır! Ayetlerim elbette sana gelmişti de sen onları yalanlamış, kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştun.”

Muhammed Esed

(O zaman Allah şu cevabı verecektir:) "Tabii, elbette! Mesajlarım sana ulaştı(ğı halde) sen onları yalanladın, yersiz bir gurura kapıldın ve hakikati inkar edenler arasına girdin!"

Mustafa İslamoğlu

(Allah onlara şöyle diyecek): "Tam aksine sana ayetlerim gelmişti de, sen onları yalanlamış, küstahça büyüklenmiş ve hakkı inkar edenlerden olmuştun.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Hayır. Muhakkak sana âyetlerim gelmişti de, sen onları tekzîp ettin ve tekebbürde bulundun ve kâfirlerden oldun.»

Ömer Öngüt

Hayır! Sana âyetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslayıp kâfirlerden olmuştun.

Suat Yıldırım

Yüce Allah şöyle buyurur: "Hayır! âyetlerim sana geldi de sen onları yalan saydın, onları kabul etmeyi kibrine yediremedin, büyüklük tasladın ve kâfirler arasına girdin!"

Süleyman Ateş

(Allah şöyle buyurur): "Hayır, sana ayetlerim geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve nankörlerden oldun!"

Süleymaniye Vakfı

Hayır, hayır! Ayetlerim sana kesinlikle geldi, ama sen onlar karşısında yalana sarıldın, büyüklük tasladın ve kafirlerden oldun.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hayır, sana bunca belgelerim geldi de sen onlar karşısında yalana sarıldın, büyüklük tasladın ve kafirlerden oldun.

Şaban Piriş

-Hayır, sana ayetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun.

Tefhim-ul Kuran

«Hayır, benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kâfirlerden oldun.»

Ümit Şimşek

Heyhat! Sana âyetlerim gelmişti de sen büyüklük taslayıp yalanlamış ve kâfirlere katılmıştın.

Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, olmaz! Ayetlerim sana geldi de onları hemen yalanlayıverdin; büyüklük tasladın ve kafirlerden oldun.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Xeyr! Ayələrim sənə gəlmişdi, sən isə onları yalan saydın, təkəbbür göstərdin və kafirlərdən oldun”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onun bu sözlərinin cavabında Allah belə buyurar:) ″Xeyr, Mənim ayələrim sənə gəlmişdi, amma sən onları yalan saydın, (iman gətirməyə) təkəbbür göstərdin və kafirlərdən olsun!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

ʺO nein! Zu dir sind Meine Zeichen gekommen, da hast du sie der Lüge geziehen, dich hochmütig verhalten und dich unter die Ungläubigen gereiht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

- ʺAber ja! Meine Zeichen sind doch zu dir gekommen. Da hast du sie für Lüge erklärt und dich hochmütig verhalten und hast zu den Ungläubigen gehört.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

ʺNein; es kamen zu dir Meine Zeichen, aber du verwarfst sie, und du warst hochmütig und warst einer der Ungläubigen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

ʺDoch, mit Sicherheit! Bereits kamen zu dir Meine Ayat, dann hast du sie geleugnet, dich in Arroganz erhoben und warst von den Kafir.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such person shall be told: But there came to you My revelations which were related to you by My Messengers and My signs evincing both My Omnipotence and My divine nature, you rejected them and regarded them as the synonym for falsehood and your pride got the better of your prudence, you displayed inordinate self- esteem and were a disobedient rebel".

Abdul Haleem

No indeed! My messages came to you and you rejected them: you were arrogant and rejected the truth.’

Abdullah Yusuf Ali

"(The reply will be:) 'Nay, but there came to thee my Signs, and thou didst reject them: thou wast Haughty, and became one of those who reject faith!'"

Abul A'la Maududi

Yes indeed! But My Signs came to you and you rejected them as lies, and waxed arrogant and were among those who disbelieved.

Aisha Bewley

‘No, the fact is that My Signs came to you but you denied them and were arrogant and were one of the kafirun. ’

Al-Hilali & Khan

Yes! Verily, there came to you My Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) and you denied them, and were proud[1] and were among the disbelievers.

Ali Quli Qarai

‘Yes, My signs certainly came to you, but you denied them and acted arrogantly and you were among the faithless. ’

Amatul Rahman Omar

(God will say, ) `No! this cannot be. There did come to you My Messages but you cried them lies and you behaved arrogantly and were of the disbelievers.'

Arthur John Arberry

'Yes indeed! My signs did come to thee, but thou hast cried them lies, and thou hast waxed proud, and become one of the unbelievers. '

Bijan Moeinian

Such people will be told: "Yes indeed [you did get enough chances. ] My revelations reached you but you chose to deny them; you showed arrogance and joined the disbelievers."

E. Henry Palmer

'Yea! there came to thee my signs and thou didst call them lies, and wert too big with pride, and wert of those who misbelieved!'

Edip-Layth

Yes indeed, My signs came to you, but you denied them and turned arrogant, and became one of the ingrates.

George Sale

But God shall answer, my signs came unto thee heretofore, and thou didst charge them with falsehood, and wast puffed up with pride; and thou becamest one of the unbelievers.

Hamid S. Aziz

(But the answer will be, ) "Nay! For My revelations came to you, but you rejected them, and were haughty and you were among the unbelievers. "

Mahmoud Ghali

Yes indeed! My signs already came to you, yet you cried lies to them, and you waxed proud and you were among the disbelievers.

Marmaduke Pickthall

(But now the answer will be): Nay, for My revelations came unto thee, but thou didst deny them and wast scornful and wast among the disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

Why, My revelations had come to you, but you denied them and were filled with pride, and were among the disbelievers.

Muhammad Asad

[But God will reply:] "Yea, indeed! My mes­sages did come unto thee; but thou gavest them the lie, and wert filled with false pride, and wert among those who deny the truth!"

Mustafa Khattab

Not at all! My revelations had already come to you, but you rejected them, acted arrogantly, and were one of the disbelievers."

Progressive Muslims

Yes indeed, My revelations came to you, but you denied them and turned arrogant, and became one of the rejecters.

Sahih International

But yes, there had come to you My verses, but you denied them and were arrogant, and you were among the disbelievers.

Sam Gerrans

“Verily, My proofs came to thee, but thou didst deny them, and waxedst proud, and wast among the false claimers of guidance.”

Shabbir Ahmed

Nay! My Messages did come to you, but you denied them in false pride and so were you of the rejecters of the Truth.

Syed Vickar Ahamed

Yes verily, (the reply will be:) "But there came to you My Signs (verses), and you did reject them: You were proud (and haughty) and became one of those who rejected Faith!"

Taqi Usmani

No! My verses had reached you, but you called them untrue, and waxed proud, and became of those who disbelieved.

The Monotheist Group

Yes indeed, My revelations came to you, but you denied them and turned arrogant, and became one of the rejecters.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺOh que si! Mes versets te sont venus et tu les as traités de mensonge, tu tʹes enflé dʹorgueil et tu étais parmi les mécréantsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ji terefê Xweda ve dê bê gotin:) Erê, ma ne ayetên min ji te re hatibûn, vêca te bawerî bi wan neanî, te xwe mezin dêra û tu bûyî ji kafiran.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Welnee, Mijn tekenen zijn toch tot jou gekomen, maar jij hebt ze geloochend, jij was hoogmoedig en behoorde tot de ongelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar God zal antwoorden: Mijne teekens kwamen vroeger tot u, en gij hebt die van valschheid beschuldigd; gij waart opgeblazen door trotschheid en werd een ongeloovige.

Hollandaca — Siregar

Nee! Mijn Tekenen zijn reeds tot jou gekomen, maar jij loochende ze en jij was hoogmoedig en jij behoorde tot de ongelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О, нет [это не правда, что ты говоришь]! Ведь приходили к тебе Мои знамения (которые указывали на истину), и ты счел их ложью [не признал их истинность], и возгордился (от того, чтобы принять их и последовать им), и оказался из числа неверных.

Rusça — Osmanov

[Аллах ответит]: ʺНо ведь тебе были представлены мои знамения, а ты отверг их, возгордился и оказался в числе неверныхʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Den som säger något sådant skall få detta svar:) ʺNej, du har fått lyssna till Mina budskap, men du avvisade dem av högmod och nu är du en av dem som förnekar sanningen.ʺ