Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.

اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ

innā zeyyennā s-semāe d-dunyā bi zīnetin l-kevākibi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّاinnāelbette biz
2زَيَّنَّاzeyyennāز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.süsledik
3السَّمَاءَs-semāeس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)semasını
4الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
5بِزِينَةٍbi zīnetinز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.bir zinetle
6الْكَوَاكِبِl-kevākibiك و ك بParlamak, ışıldamak.yıldızlarla

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz, yakın göğü ziynetlerle bezedik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz, yakın göğü ziynetlerle bezedik.

Adem Uğur

Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki biz, o Dünya semasını gezegenler ile zinetlendirdik.

Ahmet Tekin

Biz dünya semâsını, zinetlerle, yıldızlarla, gezegenlerle süsledik.

Ahmet Varol

Şüphesiz biz en yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

Ali Bulaç

Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biz, en aşağıda olan gökyüzünü, yıldızlardan ibaret bir süsle donattık.

Ali Rıza Safa

Aslında, dünya gök katını gezegenlerle süsledik.

Bayraktar Bayraklı

Biz, o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.

Bekir Sadak

suphesiz Biz, yakin gogu bir susle, yildizlarla susledik.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki biz Dünya semâsını (veya en yakın semâyı) yıldızlarla süsledik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz yakın semayı yıldızların güzelliğiyle bezedik.

Diyanet İşleri

Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.

Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

Diyanet Vakfi

Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bakınız Biz o dünya göğünü (yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla donattık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bakınız biz o Dünya Semayı (o yakın Göğü) bir ziynetle donattık; kevakib.

Erhan Aktaş

Biz, dünya semasını bir ziynetle, yıldızlarla bezedik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, dünya semasını bir ziynetle, yıldızlarla bezedik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, dünya semasını yıldızlarla süsledik.

Fizilal-il Kuran

Bize en yakın göğü, bir süsle ve yıldızlarla süsledik.

Gültekin Onan

Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.

Hamdi Döndüren

Biz, en yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

Hasan Basri Çantay

Hakikat biz (size) en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla (donatıp) süsledik.

Hasib Asutay

Biz yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki biz, en yakın göğü (dünya semâsını) bir ziynetle, yıldızlarla süsledik.

İbni Kesir

Doğrusu Biz; dünya göğünü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz yakın göğü gezegenlerden (ve yıldızlardan) oluşan süsle süsledik.

Muhammed Esed

Biz yeryüzüne en yakın gökleri yıldızların güzelliğiyle süsledik,

Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz Biz, yerin en yakın göğünü yıldızların güzelliğiyle süsledik;

Ömer Nasuhi Bilmen

(6-7) Muhakkak ki, Biz yakın olan göğü ziynet ile yıldızlar ile bezedik. Ve hem her isyankar şeytandan muhafaza ettik.

Ömer Öngüt

Biz yakın göğü bir ziynetle, yıldızlarla süsledik.

Suat Yıldırım

Biz yere en yakın semayı yıldızlarla süsledik.

Süleyman Ateş

Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.

Süleymaniye Vakfı

Biz en yakın göğü (birinci kat semayı) bir süsle; gezegenlerle süsledik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz, en yakınınızda olan göğü bir süsle; yıldızlarla süsledik.

Şaban Piriş

Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.

Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz, biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.

Ümit Şimşek

Biz Dünya semâsını yıldızlardan süslerle donattık.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz dünya səmasını parlaq ulduzlarla bəzədik

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz (sizə) ən yaxın olan göy üzünü (dünya səmasını) ulduzlarla bəzədik. (Günəş, ay və ulduzlar başqa-başqa göylərdə olduqları halda, siz onların hamısını özünüzlə müqayisədə ən yaxın bir yerdə, sanki başınızın üstündə görürsünüz).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben den der Erde nächsten Himmel mit dem Schmuck der Sterne versehen

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben den untersten Himmel mit einem Schmuck geziert: mit den Himmelskörpernʹ;

Almanca — M. A. Rassoul

Wir haben den untersten Himmel mit einem Schmuck ausgeschmückt: den Sternen

Almanca — Muhammad Zaidan

WIR schmückten den nächsten Himmel mit dem Schmuck der Gestirne,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have embellished the vault of the lowermost heaven with the brilliancy and splendour of the inlaid stars,

Abdul Haleem

We have adorned the lowest heaven with stars,

Abdullah Yusuf Ali

We have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars,-

Abul A'la Maududi

We have adorned the lower heaven with the adornment of the stars

Aisha Bewley

We have adorned the lowest heaven with the beauty of the planets

Al-Hilali & Khan

Verily We have adorned the near heaven with the stars (for beauty).[1]

Ali Quli Qarai

Indeed We have adorned the lowest heaven with the finery of the stars,

Amatul Rahman Omar

Verily, We have beautified and embellished the nearer space (- the heaven visible to you) with an excellent embellishment, the stars and planets.

Arthur John Arberry

We have adorned the lower heaven with the adornment of the stars

Bijan Moeinian

I (God) have adorned the innermost universe [the one being discovered by astronomy] with exotic planets.

E. Henry Palmer

Verily, we have adorned the lower heaven with the adornment of the stars,

Edip-Layth

We have adorned the lowest heaven with the decoration of planets.

George Sale

We have adorned the lower heaven with the ornament of the stars:

Hamid S. Aziz

Surely We have adorned the nearest heaven with an adornment, the stars,

Mahmoud Ghali

Surely We have adorned the lowest heaven with an adornment, the planets,

Marmaduke Pickthall

Lo! We have adorned the lowest heaven with an ornament, the planets;

Mohamed Ahmed - Samira

He decked the nearest heavens with ornaments of stars,

Muhammad Asad

Behold, We have adorned the skies nearest to the earth with the beauty of stars,

Mustafa Khattab

Indeed, We have adorned the lowest heaven with the stars for decoration

Progressive Muslims

We have adorned this universe with the decoration of planets.

Sahih International

Indeed, We have adorned the nearest heaven with an adornment of stars

Sam Gerrans

We have adorned the lower heaven with the adornment of the stars

Shabbir Ahmed

Behold, We have beautified the lowest heaven nearest to the earth with ornaments, the stars and planets.

Syed Vickar Ahamed

Verily, We have truly stored the lower heaven with beauty (of) the stars—

Taqi Usmani

Verily, We have decorated the nearest sky with an adornment, the stars,

The Monotheist Group

We have adorned the lower heaven with the decoration of planets.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons décoré le ciel le plus proche dʹun décor: les étoiles,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman Me asîmanê cîhanê bi xweşikahiya stêran xemilandiye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij hebben den ondersten hemel met het versiersel der sterrren getooid.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, Wij hebben de nabije hemel gesierd met een veniering: de sterren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы украсили ближайшее небо [Вселенную] красотой звезд

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы разубрали ближайшее небо украшениями из звезд

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har smyckat den nedre himlen med stjärnor och stjärnskott,