Saffat Suresi 118. Ayet — Elfaz
Onları doğru yola ilettik.
1وَهَدَيْنَاهُمَاve hedeynāhumāve onları ilettikBağlaç+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
2الصِّرَاطَS-SirāTayolaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.
3الْمُسْتَقِيمَl-musteḳīmedoğruMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh