Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.

وَمَا اَنْتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ

ve mā ente bi hādi l-ǔmyi ǎn Delāletihim in tusmiǔ illā men yu'minu bi āyātinā fe hum muslimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve değilsin
2اَنْتَentesen
3بِهَادِbi hādiه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yola getirecek
4الْعُمْيِl-ǔmyiع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.körleri
5عَنْǎn-ndan
6ضَلَالَتِهِمْDelāletihimض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapıklıkları-
7اِنْin
8تُسْمِعُtusmiǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamaksen işittiremezsin
9اِلَّاillābaşkasına
10مَنْmenkimseler(den)
11يُؤْمِنُyu'minuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
12بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimize
13فَهُمْfe humve onlar
14مُسْلِمُونَmuslimūneس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakmüslüman olurlar

Tüm mealler

Meal seçin (64 / 64 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve sen, körleri sapıklıklarından döndürüp doğru yola sevkedemezsin. Sen, ancak delillerimize inananlara duyurursun; gerçekten de onlardır Müslüman olanlar.

Ahmed Hulusi

Sen basiretsizleri, sapık inançlarından çıkarıp, hakikati gösteremezsin! Sen ancak müslimler (teslim olmuşlar) olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin!

Ali Bulaç

Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca, bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar müslümanlardır.

Ali Rıza Safa

Sapkınlık içindeki körleri de doğru yola eriştiremezsin. Sen, ancak, ayetlerimize inananlara duyurabilirsin. Teslim olanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Manen körleri de sapıklıklarından doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek ayetlerimize iman edebileceklere duyurabilirsin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sen körleri yanlış gittikleri yoldan çevirip doğru yola sokamazsın. Sen (çağrını) ancak âyetlerimize inanıp teslim olanlara duyurabilirsin.

Diyanet İşleri

Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Körleri de sapıklıktan doğru yola çıkaramazsın; sen ancak ayetlerimize iman edeceklere duyurabilirsin de onlar İslam'a gelir, selameti bulurlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Körlerin de şaşkınlıklarından yol göstericisi değilsin, ancak ayetlerimize iyman edeceklere işittirirsin de onlar islama gelir, selameti bulurlar

Erhan Aktaş

Sen, körleri sapkınlıklarından kurtarıp doğru yola iletemezsin. Sen, ayetlerimizi ancak iman edeceklere duyurabilirsin; zira onlar teslim olmuş kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sen, körleri sapkınlıklarından kurtarıp doğru yola iletemezsin. Sen, ayetlerimizi ancak iman edeceklere duyurabilirsin; zira onlar teslim olmuş kimselerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen, körleri sapkınlıklarından kurtarıp doğru yola iletemezsin. Sen, ayetlerimizi ancak iman edeceklere duyurabilirsin; zira onlar teslim olmuş kimselerdir.

Gültekin Onan

Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca bizim ayetlerimize inananlara duyurabilirsin ki onlar müslümanlardır.

Hamdi Döndüren

Körleri de, sapıklıklarından (alıkoyup) doğru yola ulaştıramazsın! Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirirsin de onlar müslüman olurlar!

Hasan Basri Çantay

Sen körleri dahi sapıklıklarından ayırıb doğru yola iletici değilsin. Sen (başkalarına değil) ancak ayetlerimize iman edib de müslüman olanlara, (yalınız) onlara dinletebilirsin.

Hasib Asutay

Sen körleri (14) de sapıklıklarından (vazgeçirip) doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. (14. Kalp gözleri kör olan kâfirleri.)

İbni Kesir

Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola döndüremezsin. Sen; ayetlerimizi ancak inananlara duyurabilirsin. İşte onlar, müslümanlardır.

Mehmet Okuyan

Sen körleri şaşkınlıklarından (çevirip) doğru yola iletemezsin. Ayetlerimize inanıp teslim olanlardan başkasına duyuramazsın.

Muhammed Esed

Ve yine, (kalpleri) kör olanları sapıklıklarından döndürüp doğru yola iletemezsin. Sen (davetini) ancak mesajlarımıza inan(mak istey)enlere ve böylece kendilerini Bize teslim edenlere duyurabilirsin.

Mustafa İslamoğlu

Yine sen (kalbi) kör olanları sapıklıktan çevirip de doğru yola yöneltemezsin. Sen ancak ayetlerimize iman eden kimselere duyurabilirsin ve onlar da hemen teslim oluverirler.

Süleyman Ateş

Ve sen, körleri de sapıklıklarından çıkarıp yola getiremezsin. Sen ancak, ayetlerimize inananlara işittirirsin de onlar müslüman olurlar.

Süleymaniye Vakfı

Sen, körleri girdikleri yanlış yoldan çevirip onlara doğru yolu gösteremezsin. Sen (çağrını) ancak, ayetlerimize inanıp da teslim olanlara işittirebilirsin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Körlere, yanlışlarından kurtaracak yolu gösteremezsin, sadece ayetlerimize inananlara dinletebilirsin. Sonra onlar teslim olurlar.

Şaban Piriş

Körleri de sapıklıklarından doğru yola iletemezsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara sesini duyurabilirsin. Çünkü onlar teslim olmuşlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve sen körleri de sapıklıklarından aydınlığa çıkaramazsın. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere dinletirsin de onlar müslüman oluverirler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sən korları da düşdükləri zəlalətdən çıxarıb düz yola sala bilməzsən. Sən haqqı yalnız və yalnız müsəlman olub ayələrimizə iman gətirənlərə eşitdirə bilərsən.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sən korları da düşdükləri əyri yoldan qurtarıb düz yola gətirə bilməzsən. Sən (haqqı) yalnız ayələrimizə inananlara eşitdirə bilərsən. Məhz onlar müsəlmandırlar! (Allaha ürəkdən inanıb Ona can-başla itaət edərlər!)

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Du kannst auch nicht diejenigen, die sich blind stellen, vom Irrweg zum rechten Pfad leiten. Nur diejenigen kannst du hörend machen, die zu glauben willens sind und sich Gott ergeben.

Almanca — Der Edle Quran

Noch kannst du die Blinden aus ihrem Irrtum heraus rechtleiten. Hören lassen kannst du nur, wer an Unsere Zeichen glaubt und die somit (Allah) ergeben sind.

Almanca — M. A. Rassoul

noch wirst du die Blinden aus ihrem Irrweg leiten können. Nur die wirst du hörend machen, die an Unsere Zeichen glauben und sich (Ihm) ergeben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor shall you be able to guide those who lack intellectual or spiritual perception and their minds' eyes are blind nor can you extricate them or disengage out of the entangled wood of error. You will be audible only to those who acknowledge Our signs and Our divine revelations betokening Omnipotence and Authority and they have conformed to Islam.

Abdul Haleem

you cannot lead the blind out of their error: the only ones you can make hear you are those who believe in Our revelations and devote themselves [to Us].

Abdullah Yusuf Ali

Nor canst thou lead back the blind from their straying: only those wilt thou make to hear, who believe in Our signs and submit (their wills in Islam).

Abul A'la Maududi

nor can you guide the blind out of their error. You can make none hear (your call) except those who believe in Our Signs and have surrendered themselves (to Him).

Aisha Bewley

You will not guide blind men from their misguidance. You will not make anyone hear except for those who have iman in Our Signs and so are Muslims.

Al-Hilali & Khan

And you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) cannot guide the blind from their straying; you can make to hear only those who believe in Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.), and have submitted to Allâh in Islâm (as Muslims).

Ali Quli Qarai

nor can you lead the blind out of their error. You can make hear only those who have faith in Our signs, and thus have submitted.

Amatul Rahman Omar

Nor can you guide the blind out of their error. You can make only those hear who would believe in Our Messages and submit (to Us).

Arthur John Arberry

Thou shalt not guide the blind out of their error neither shalt thou make any to hear except for such as believe in Our signs, and so surrender.

Bijan Moeinian

Nor can you guide a blind [who is not willing to hold a guiding hand. ] Only those people hear you who believe in My revelations and chose to become [firmer and firmer] submitters (Muslims.)

E. Henry Palmer

nor hast thou to guide the blind out of their error; thou canst only make those to hear who believe in our signs and who are resigned.

Edip-Layth

Nor can you enlighten the blind from their straying; but you can only make those who acknowledge Our signs listen, for they have peacefully surrendered.

George Sale

neither canst thou direct the blind out of their error: Thou shalt make none to hear, except him who shall believe in our signs; for they are resigned unto Us.

Hamid S. Aziz

For surely you can not make the dead to hear and you can not make the deaf to hear the call when they have turned away (or their backs to flee).

Mahmoud Ghali

And in no way will you (even) be a guide to the blind out of their errancy; decidedly you will not make any to hear except for the ones who believe in Our signs, and so they are Muslims (i. e., those that surrender to Allah).

Marmaduke Pickthall

Nor canst thou guide the blind out of their error. Thou canst make none to hear save those who believe in Our revelations so that they surrender (unto Him).

Mohamed Ahmed - Samira

Nor can you make the blind see the way when they have gone astray. You can make none hear except those who believe Our signs and have come to submission.

Muhammad Asad

just as thou canst not lead the blind [of heart] out of their error: none canst thou make hear [thy call] save such as [are willing to] believe in Our messages, and thus surrender them­selves unto Us.

Mustafa Khattab

Nor can you lead the blind out of their misguidance. You can make none hear ˹the truth˺ except those who believe in Our revelations, ˹fully˺ submitting ˹to Allah˺.

Progressive Muslims

Nor can you enlighten the blind from their straying; but you can only make those who believe in Our revelations listen, for they have surrendered.

Sahih International

And you cannot guide the blind away from their error. You will only make hear those who believe in Our verses so they are Muslims [in submission to Allah ].

Sam Gerrans

And thou wilt not guide the blind out of their error. Thou wilt only make hear him who believes in Our proofs, so they are submitting.

Shabbir Ahmed

Nor can you bring the blind of heart out of their straying. You can make none to hear except those who believe in Our Messages (using their Vision) and are willing to live in submission to God.

Syed Vickar Ahamed

And you cannot guide (bring back) the blind from wandering (without knowing where he is going): Only those can you make (them) hear, who believe in Our Signs and submit (themselves to Allah in Islam).

Taqi Usmani

Nor are you (able) to show the right path to the blind against their straying. You can make none to listen except those who believe in Our signs, hence they submit.

The Monotheist Group

Nor can you enlighten the blind from their straying; but you can only make those who believe in Our revelations listen, for they have submitted.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tu nʹes pas celui qui guide les aveugles hors de leur égarement. Tu ne fais entendre que ceux qui croient en Nos versets et qui sont alors entièrement soumis (musulmans).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tu nikarî dilkoran jî ji rêşaşiya wan vegerênî ser riya rast. Bes tu dikarî (doza xwe) bigihînî wan ên ku bawerî bi ayetên me tînin, vêca ew ji fermana me re berdest in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jij brengt de blinden niet van hun dwaalweg af. Jij kunt slechts hen die in Onze tekenen geloven doen horen; zij hebben zich (aan God) overgegeven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ook kunt gij den blinde niet uit zijne dwaling leiden. Gij zult niemand hoorend maken, behalve hen die in onze teekenen gelooven; want deze zijn ons onderworpen.

Hollandaca — Siregar

En jij kunt nooit de blinden leiden uit hun dwaling. Jij kunt niemand doen horen, behalve wie in Onze Tekenen gelooft. Zij zijn Moslims.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И ты (о, Пророк) не (являешься тем, кто) может вывести из заблуждения слепых [тех, которым Аллах запечатал зрение к Истине]. Ты можешь дать услышать только тем, кто верует в Наши знамения, и они (при этом) (являются) полностью предавшимися (Аллаху).

Rusça — Osmanov

Ты не наставишь слепых на прямой путь вместо пути заблуждения. Ты можешь заставить слышать лишь тех, которые уверовали в Наши знамения. Они-то и есть предавшиеся [Аллаху].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och de (andligen) blinda som har gått vilse kan du inte leda (på rätt väg). Du kan inte få andra att lyssna än sådana som tror på Våra budskap och som har underkastat sig (Vår vilja).