Al-i İmran Suresi 175. Ayet — Elfaz
O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.
1اِنَّمَاinnemāşüphesizHarf-i Nasb+Engel Eki
2ذٰلِكُمُƶālikumuişte oİşaret Zamiri
3الشَّيْطَانُş-şeyTānuşeytanMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsimش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücü
4يُخَوِّفُyuḣavvifusizi korkutuyorMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak
5اَوْلِيَٓاءَهُۖevliyā'ehukendi dostlarındanİsim+Zamirو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak
6فَلَاfe lāİsti'nafiye Edatı+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
7تَخَافُوهُمْteḣāfūhumonlardan korkmayınMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak
8وَخَافُونِve ḣāfūnibenden korkunBağlaç+Emir Fiil+Zamir+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak
9اِنْineğerŞart Edatı
10كُنْتُمْkuntumisenizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
11مُؤْمِنِينَmu'minīneinanmışİsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman