Şuara Suresi 146. Ayet — Elfaz
(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"
1اَتُتْرَكُونَe tutrakūnebırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?Soru Eki+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.
2فِيfīiçindeHarf-i Cer
3مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4هٰهُنَٓاhāhunāburadaNida Edatı+İşaret Zamiri
5اٰمِنِينَāminīnegüvenİsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman