Enbiya Suresi 8. Ayet — Elfaz
Biz, onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
1وَمَاve māveBağlaç+Harf-i Nefi
2جَعَلْنَاهُمْceǎlnāhumbiz onları yapmadıkMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
4لَاlāHarf-i Nefi
5يَأْكُلُونَye'kulūneyemeyenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler
6الطَّعَامَT-TaǎāmeyemekMarife (Belirlilik Takısı)+İsimط ع مYemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin zeka/ihtiyat/sağduyu), yiyecek bakımından iyi durum/hal, çok yiyen kimse, yeme yeri
7وَمَاve māveBağlaç+Harf-i Nefi
8كَانُواkānūdeğillerdiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin