Bakara Suresi 4. Ayet — Elfaz
Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
1وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve Kimseler / olanlarBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
2يُؤْمِنُونَyu'minūnedoğrularlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
3بِمَاbimā-şeyleHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4اُنْزِلَunzileindirilen/sunulanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.
5اِلَيْكَileykesanaHarf-i Cer+Zamir
6وَمَاve māve -şeyeBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7اُنْزِلَunzileindirilen/sunulanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.
8مِنْmin-denHarf-i Cer
10وَبِالْاٰخِرَةِve bi l-āḣirative ahirete deİsti'nafiye Edatı+Harf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
11هُمْhumonlarZamir
12يُوقِنُونَyūḳinūnekesinlikle inanırlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişi