Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.

اِلَّا الَّذِينَ تَابُوا وَاَصْلَحُوا وَبَيَّنُوا فَاُو۬لٰٓئِكَ اَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَاَنَا التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

illā (e)lleƶīne tābū ve eSleHū ve beyyenū fe ulāike etūbu ǎleyhim ve enā t-tevvābu r-raHīmu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِلَّاillāancak hariç
2الَّذِينَ(e)lleƶīne(kimseler)
3تَابُواtābūت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbe edip
4وَاَصْلَحُواve eSleHūص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.uslananlar
5وَبَيَّنُواve beyyenūب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinve (gerçeği) açıklayanlar
6فَاُو۬لٰٓئِكَfe ulāikeişte onlar
7اَتُوبُetūbuت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbelerini kabul ederim
8عَلَيْهِمْǎleyhimonların
9وَاَنَاve enāçünkü ben
10التَّوَّابُt-tevvābuت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbeyi çok kabul edenim
11الرَّحِيمُr-raHīmuر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.çok esirgeyenim

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ancak içlerinden tövbe edenler, hallerini düzeltenler ve doğruyu söyleyenler müstesna. Onların tövbesini kabul ederim. Ben tövbeleri kabul eden rahîmim.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ancak içlerinden tövbe edenler, hallerini düzeltenler ve doğruyu söyleyenler müstesna. Onların tövbesini kabul ederim. Ben tövbeleri kabul eden rahîmim.

Adem Uğur

Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.

Ahmed Hulusi

Ancak bunlardan tövbe edenler (yanlışını idrak edip kesin olarak ondan vazgeçenler) ve ıslah olanlar (içinde bulundukları yanlışlar ortamından çıkanlar) ve gerçeği dile getirenler istisnadır. Ben Tevvab ve Rahıym'im (tövbeyi kabul edip, çeşitli güzel sonuçlarını yaşatan).

Ahmet Tekin

Ancak tevbe ederek, İslâmî hakikatleri ortaya koyarak Allah’a itaate yönelenlere, yaymaya devam ettikleri yanlış bilgileri düzeltenlere, Muhammed’in bütün insanlığın son hak peygamberi, Kur’ân’ın Allah’ın son mükemmel kutsal kitabı olduğunu, İslâmî hakikatleri bütün insanlığa açıklayanlara lânet edilmez. İşte onları ben bağışlarım. Ben insanları tevbeye, itaate sevkeder, tevbeleri kabul ederim. Çok merhametliyim.

Ahmet Varol

Ancak tevbe edip durumlarını düzelten ve (gerçeği) açıklayanların tevbelerini kabul ederim. Ben sürekli tevbeleri kabul eden ve rahmet sahibi olanım.

Ali Bulaç

Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.

Ali Fikri Yavuz

Ancak Peygamberin vasfını gizlemekten tevbe edenler, hallerini düzeltenler ve gizlediklerini (Peygamberin vasıflarını) açıklayanlar başka. Ben, artık onların günahlarını bağışlarım; ve ben Tevvabım= tevbeyi kabul edenim. Rahîm’im= çok merhametliyim.

Ali Rıza Safa

Ancak, pişmanlık gösterenler, düzeltenler ve açıklayanlar; işte onların pişmanlıklarını kabul ederim. Çünkü Ben, Pişmanlıkları Kabul Edenim; Merhametliyim.

Bayraktar Bayraklı

Ancak, tövbe edip durumlarını düzeltenler ve bildiklerini açıklayanlar istisnadır. Ben onların tövbesini kabul ederim.

Bekir Sadak

(159-16) 0 Gercekten indirdigimiz belgeleri ve dogru yolu Kitab'da insanlara acikladiktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetciler lanet eder, ancak tevbe edenler, islah olanlar ve gercegi ortaya koyanlar mustesna; iste onlarin tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.

Celal Yıldırım

(159-160) Şüphesiz ki, indirdiğimiz o açık belgeleri ve doğru yolu, Kitab'da insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler yok mu, işte onlara hem Allah lanet eder, hem lânetçiler lanet eder. Ancak tevbe edip kendini düzeltenler ve hakkı açıklayıp ortaya koyanlar bu lanetin dışında kalır, işte Ben onların tevbesini kabul ederim. (Çünkü) tevbeleri çokça kabul eden, geniş rahmette bulunan ancak Benim.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ancak tövbe edenler, kendilerini düzeltenler ve gerçeği açıkça ifade edenler bunun dışındadır. İşte bunların tövbesini kabul edeceğim. Doğrusu ben tövbeleri çokça kabul eden ve rahmeti bol olanım.

Diyanet İşleri

Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.

Diyanet İşleri (eski)

(159-160) İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab'da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.

Diyanet Vakfi

Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ancak tevbe edip kendilerini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. Ben, onları bağışlarım. Ben, çok çok tevbe kabul ederim ve çok bağışlarım.

Elmalılı Hamdi Yazır

ancak tevbe edib hali düzeltib hakkı söyliyenler başka, ben onları bağışlarım, öyle rahim tavvabım ben

Erhan Aktaş

Ancak tevbe edip, kendisini düzelten ve gerçeği gizlemeyenlerin tevbelerini kabul ederim. Zira Ben, Tevbeleri Kabul Eden'im, Rahmetim Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ancak tevbe edip, kendisini düzelten ve gerçeği gizlemeyenlerin tevbelerini kabul ederim. Zira Ben, Tevbeleri Kabul Eden'im, Rahmetim Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ancak tövbe edip, kendisini düzelten ve gerçeği gizlemeyenlerin tövbelerini kabul ederim. Zira Ben, Tövbeleri Kabul Eden'im, Rahmetim Kesintisiz'dir.

Fizilal-il Kuran

Yalnız tevbe edenler, ıslâh olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; onları ben bağışlarım. Zira ben tevbeleri kabul ederim ve merhametliyim.

Gültekin Onan

Ancak, tevbe edip (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (kitabı / indirileni) açıklayanlar hariç; onların tevbesini kabul ederim. Ben tevbeleri kabul edenim, Rahim'im.

Hamdi Döndüren

Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği söyleyenler bunun dışındadır. İşte ben, onların tevbelerini kabul ederim. Çünkü ben, tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet edenim.

Hasan Basri Çantay

Ancak tevbe (ve rücu) edenler, (hareketlerini) düzeltenler ve (hakıykatı gizlemeyib) iyice açıklayanlar başka. Ben artık onların günahlarından geçerim. Ben en çok tevbeyi kabul edenim, en çok esirgeyenim.

Hasib Asutay

Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve (gerçeği) açıklayanlar başkadır. İşte onların tevbelerini kabul ederim. (Zira) ben tevbeyi çok kabul eden, çok merhamet edenim.

Hayrat Neşriyat

Ancak tevbe edip (hâllerini) düzeltenler ve (gizlediklerini) açıklayanlar müstesnâ; işte onlar var ya, onların tevbelerini kabûl ederim. Çünki ben, Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden)im, Rahîm (merhameti bol olan)ım.

İbni Kesir

Ancak tevbe edenler, islah edenler ve (gerçeği) söyleyenler müstesna. Ben; onların tevbelerini kabul ederim. Ve ben Tevvab, Rahim'im.

Mehmet Okuyan

Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler ve (gerçeği) açıkça ortaya koyanlar başkadır. Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeleri çok kabul edenim; çok merhametli olanım.

Muhammed Esed

Ancak, tevbe edenler, kendilerini düzeltenler ve (tebliğ edilen) hakikati duyuranlar bunun dışındadır: Onların tevbesini kabul edeceğim; zira yalnız Benim tevbeleri kabul eden, rahmet dağıtan.

Mustafa İslamoğlu

Fakat tevbe edenler, kendini onaranlar ve gizlediği gerçeği açıklayanlar hariç. İşte onların tevbelerini kabul edeceğim: Zira, sadece Benim tevbeleri çokça kabul eden, merhameti sonsuz olan.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ancak tövbe edenler, ıslahta bulunanlar ve açıklayanlar müstesna. İşte onların tövbelerini kabul ederim. Ve tevvâb, rahîm olan ancak Ben'im.

Ömer Öngüt

Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar lânetlenmekten kurtulmuşlardır. Ben onların tevbesini kabul edenim ve ben tevbeleri daima kabul edenim, merhamet edenim.

Suat Yıldırım

Ancak onlardan tövbe edip hallerini düzelten ve gerçekleri açıklayanlara gelince: Ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira tövbeleri kabul eden, çok merhametli olan Ben’im.

Süleyman Ateş

Ancak tevbe edip uslananlar ve (gerçeği) açıklayanlar başka. Onları bağışlarım. Çünkü ben tevbeyi çok kabul edenim, çok esirgeyenim.

Süleymaniye Vakfı

Fakat tövbe eden /dönüş yapan, kendini düzelten ve (gizledikleri ayetleri) açıklayanlar başka. İşte onların tövbesini/ dönüşünü kabul ederim. Ben, tövbeleri çokça kabul eden ve ikramı bol olanım.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tevbe eden (hatasından tam olarak dönen), kendini düzelten ve gizlediklerini açıklayanlar başka; onların tevbesini kabul ederim. Tevbeleri kabul eden ve iyiliği bol olan Benim.

Şaban Piriş

Ancak tevbe edenler, hallerini düzeltenler ve onu açıklayanlar müstesna. Bunların tevbelerini kabul ederim. Tevbeleri kabul eden, bağışlayan benim!

Tefhim-ul Kuran

Ancak tevbe edenler, (kendilerini) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar (a gelince) ; artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.

Ümit Şimşek

Ancak tevbe edip durumlarını düzelten ve sakladıkları şeyi açıklayanlar müstesnâdır; Ben onların tevbelerini kabul ederim. Çünkü Ben tevbeleri kabul eden sonsuz rahmet sahibiyim.

Yaşar Nuri Öztürk

Tövbe edip hallerini düzeltenlerle gerçeği açıklayanlar müstesna. İşte böylelerinin tövbesini kabul ederim. Doğrusu ben tövbeleri çok çok kabul edenim, rahmeti sınırsız olanım.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yalnız tövbə edənlər, əməllərini islah edənlər və haqqı bəyan edənlər istisnadır. Mən onların tövbəsini qəbul edərəm. Mən tövbələri qəbul edənəm, Rəhmliyəm!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Mən ancaq tövbə edənləri, yaxşı işlər görənləri və (Tövratda buyurduqlarımı) bəlli edənləri əfv edərəm. Mən tövbələri qəbul edənəm, mərhəmətliyəm!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ausgenommen sind die, die Reue empfinden, sich bessern und die Wahrheit offen verkünden. Diesen verzeihe Ich. Ich bin der Verzeihende, der Allbarmherzige.

Almanca — Der Edle Quran

außer denjenigen, die bereuen und verbessern und klar machen. Ihre Reue nehme Ich an, Ich bin ja der Reue-Annehmende und Barmherzige.

Almanca — M. A. Rassoul

außer denjenigen, die sich reuevoll zuwenden, sich bessern und klarstellen. Denen wende Ich Meine Gnade wieder zu; denn Ich bin der gnädig Sich-wieder-Zuwendende, der Barmherzige.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ausgenommen sind diejenigen, die bereut, Wiedergutmachung geleistet und es verdeutlicht haben, denn diesen vergebe ICH. Und ICH bin Der äußerst Reue- Annehmende, Der Allgnädige.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But such misfortune would be cancelled for those who repent, make amends and declare the truth. Such persons shall come in My grace. I will pardon their offence. It is I who accept true repentance and people’s atonement. I am AL- Rahim.

Abdul Haleem

unless they repent, make amends, and declare the truth. I will certainly accept their repentance: I am the Ever Relenting, the Most Merciful.

Abdullah Yusuf Ali

Except those who repent and make amends and openly declare (the Truth): To them I turn; for I am Oft-returning, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

except those who repent and make amends and openly declare (what they had concealed). Such shall I pardon for I am Much- Relenting, Most Compassionate.

Aisha Bewley

except for those who make tawba and put things right and make things clear. I turn towards them. I am the Ever-Returning, the Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

Except those who repent and do righteous deeds, and openly declare (the truth which they concealed). These, I will accept their repentance. And I am the One Who accepts repentance, the Most Merciful.

Ali Quli Qarai

except such as repent, make amends, and clarify, —those I shall pardon, and I am the All-clement, the All-merciful.

Amatul Rahman Omar

Except such (of them) as repent and amend (themselves) and declare clearly (the truth which they used to hide), it is they to whom I shall turn with mercy, for I am the Oft-Returning (with compassion and) the Ever Merciful.

Arthur John Arberry

save such as repent and make amends, and show clearly -- towards them I shall turn; I turn, All-compassionate.

Bijan Moeinian

But I will forgive those of them who repent, purify themselves and teach the public what they were hiding. I am very generous in accepting the repentance and showing mercy.

E. Henry Palmer

Save those who turn and do right and make (the signs) manifest; these will I turn to again, for I am easy to be turned and merciful.

Edip-Layth

Except those who repent, reform and clarify; for those I will accept their repentance, for I am the One who accepts repentance, the Compassionate.

George Sale

But as for those who repent and amend, and make known what they concealed, I will be turned unto them, for I am easy to be reconciled and merciful.

Hamid S. Aziz

Save those who turn (repent) and make amends and openly declare the truth; these will I turn to again, for I am Oft-Relenting, Most Merciful.

Mahmoud Ghali

Except (the ones) who repent and act righteously and ascertain the evidence; then, to those I relent, and I am The Superbly Relenting, The Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

Except those who repent and amend and make manifest (the truth). These it is toward whom I relent. I am the Relenting, the Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

They who conceal Our signs and the guidance We have sent them and have made clear in the Book, are condemned of God and are condemned by those who are worthy of condemning.

Muhammad Asad

Excepted, however, shall be they that repent, and put themselves to rights, and make known the truth: and it is they whose repentance I shall accept-for I alone am the Acceptor of Repentance, the Dispenser of Grace.

Mustafa Khattab

As for those who repent, mend their ways, and let the truth be known, they are the ones to whom I will turn ˹in forgiveness˺, for I am the Accepter of Repentance, Most Merciful.

Progressive Muslims

Except those who repent and amend and make clear; for those I will accept their repentance, for I am the One who accepts repentance, the Most Merciful.

Sahih International

Except for those who repent and correct themselves and make evident [what they concealed]. Those - I will accept their repentance, and I am the Accepting of repentance, the Merciful.

Sam Gerrans

Save those who repent and make right and make plain: those are they towards whom I turn; and I am the Accepting of Repentance, the Merciful.

Shabbir Ahmed

Except such of them as repent, and amend, and declare the Truth they had been hiding. They are the ones whose repentance I accept. And I am the Acceptor, the Merciful.

Syed Vickar Ahamed

Except those who repent and make amends and openly declare (the Truth); To them I turn in forgiveness: And I am the One Who accepts Repentance (At-Tawwab), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

Yet, those who repent and correct and declare (what they used to conceal), their repentance is accepted by Me. I am the Most-Relenting, the Most-Merciful.

The Monotheist Group

Except those who repent and amend and clarify; for those I will accept their repentance, for I am the One who accepts repentance, the Merciful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

sauf ceux qui se sont repentis, corrigés et déclarés: dʹeux Je reçois le repentir. Car cʹest Moi, lʹAccueillant au repentir, le Miséricordieux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Tenê wan ên ku tobe kirin, xwe sererast kirin û heqî (ya veşartî) eşkere kirin, ji lenetê xelas bûne. Ha ez tobeya wan qebûl dikim û Ez im her yê tobepejrên yê dilovîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Behalve zij die berouwvol zijn, zich beteren en het duidelijk maken. Dan zijn zij het tot wie Ik mij genadig wend. Ik ben de genadegever, de barmhartige.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar zij die berouw hebben, en zich beteren en terugkeeren, neem ik weder in genade aan; want ik ben genadig en barmhartig.

Hollandaca — Siregar

Behalve degenen die berouw hebben getoond, zich gebeterd hebben en (de Waarheid) duidelijk hebben gemaakt. Diegenen zijn het van wie Ik berouw aanvaard. En Ik ben de Meest Berouwaanvaardende, de Meest Barmhartige.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

кроме тех (из них), которые покаялись (и перестали скрывать истину и начали доводить ее до людей) и исправили (свои деяния) и (стали) разъяснять. У тех, же [у которых покаются] Я приму покаяние: ведь Я – Принимающий покаяние, Милосердный!

Rusça — Osmanov

кроме тех, которые раскаялись, стали вершить добро и разъяснили истину. Я приму их раскаяние, ибо Я - прощающий и милосердный.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

dem undantagandes som visar ånger och gör bot och bättring och klarlägger (sanningen); deras ånger vill Jag ta emot - ja, Jag är Den som går den ångerfulle till mötes, den Barmhärtige.