Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا

unZur keyfe Derabū leke l-emṧāle fe Dellū fe lā yesteTīǔne sebīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اُنْظُرْunZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbak
2كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
3ضَرَبُواDerabūض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakmisaller verdiler
4لَكَlekesana
5الْاَمْثَالَl-emṧāleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.bezetmelerle
6فَضَلُّواfe Dellūض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.şaştılar
7فَلَاfe lāartık bir daha
8يَسْتَطِيعُونَyesteTīǔneط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.bulamazlar
9سَبِيلًاsebīlenس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolu

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bak da gör, sana nasıl örnekler getirip de saptılar ve artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.

Adem Uğur

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.

Ahmed Hulusi

Bak senin için nasıl benzetmeler yaptılar da bu sebeple saptılar! Artık (Hakikate götüren) bir yol bulamazlar!

Ahmet Tekin

İbret nazarıyla bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar. Bu yüzden başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaştılar, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiler, artık doğru yola ulaşabilecekleri bir çıkış yolu da bulamayacaklar.

Ahmet Varol

Bak sana nasıl örnekler verdiler de saptılar. Artık bir yol (bulmay)a güç yetiremezler.

Ali Bulaç

Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

Ali Fikri Yavuz

Bak, seni nelere nisbet ettiler (şairdir, sahirdir, mecnundur dediler) de nasıl dalâlete düştüler! Artık hak yolu bulmağa güçleri yetmez.

Ali Rıza Safa

Senin için nasıl yakıştırmalar yapıyorlar bak? Böylece yoldan çıktılar ve artık bir yol bulamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.

Bekir Sadak

Sana nasil misaller verdiklerine bir bak! Bu yuzden sapmislardir, artik bir yol da bulamamaktadirlar.

Celal Yıldırım

Dikkat et, sana nasıl da misâller veriyorlar da bu yüzden sapıttılar ; artık bir yol da bulamıyacaklar.

Diyanet İşleri

Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

Diyanet İşleri (eski)

Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yüzden sapmışlardır, artık bir yol da bulamamaktadırlar.

Diyanet Vakfi

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bak seni nelerle mukayese ettiler de nasıl sapıklığa düştüler, onun için bir yol bulmaya da güçleri yok.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bak seni nelere kıyas ettiler de nasıl dalalete düştüler, onun için bir yol bulmağa tab-ü tüvanları yok

Erhan Aktaş

Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

Fizilal-il Kuran

Senin hakkında nasıl benzetmeler, ne tür yakıştırmalar yaptıklarına baksana! Sapıttılar, bir türlü doğru yolu bulamıyorlar.

Gültekin Onan

Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

Hamdi Döndüren

Seninle ilgili olarak, ne tür benzetmeler yaptıklarına bir bak! Bu yüzden saptılar, artık, doğru yolu bulmaya güçleri yetmez.

Hasan Basri Çantay

Bak, sana nasıl misaller getirib sapdılar. Artık onlar bir yol (bulmıy) a güc yetiremiyeceklerdir.

Hasib Asutay

Bak, senin için ne benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık doğru yolu bulmaya da güçleri yetmez.

Hayrat Neşriyat

Bak, senin için (şâir, sihirbaz ve kâhin diyerek) nasıl misâller getirdiler de bu yüzden dalâlete düştüler; artık (hakka giden) bir yola güçleri yetmez.

İbni Kesir

Bak, sana nasıl misaller veriyorlar. Bunun için dalalete düşmüşlerdir. Ve bir daha yol bulamamaktadırlar.

Mehmet Okuyan

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yapıp (haktan) saptılar; bu yüzden asla (doğru) yolu bulamazlar.

Muhammed Esed

Seni benzettikleri şeye bak (ey Peygamber!) Bir kere yoldan çıkmış bunlar ve bu yüzden (hakka çıkan) bir yol da bulacak durumda değiller artık!

Mustafa İslamoğlu

Şunların seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıtıyorlar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamıyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bak senin için nasıl misaller irad ettiler, artık onlar sapıtmış oldular, artık onlar doğru bir yola (gitmeğe) güç yetiremezler.

Ömer Öngüt

Bak! Sana nasıl misaller veriyorlar? Bunun için dalâlete düştüler ve bir daha yol bulamamaktadırlar.

Suat Yıldırım

Bak Resulüm, seni nelere kıyas ettiler (gâh şair, gâh büyücü, gâh kâhin, gâh mecnûn dediler) de nasıl dalâlete düştüler? Hem öyle sersemleştiler ki artık yol bulacak halleri kalmadı.

Süleyman Ateş

Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.

Süleymaniye Vakfı

Baksana, seninle ilgili nasıl benzetmeler yapıyorlar! Onlar bu şekilde saptılar, artık yola gelemezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.

Şaban Piriş

Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.

Tefhim-ul Kuran

Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

Ümit Şimşek

Seni benzettikleri şeye bak! Onlar öyle bir saptılar ki, bir daha da yollarını bulamıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Gör sənin üçün necə pis məsəllər çəkdilər. Onlar azdılar və artıq doğru yolu tapa bilməyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bir gör (müşriklər) səni kimlərə bənzətdilər (sənə şair, kahin, sehrbaz, məcnun, divanə və s. dedilər)! Onlar yoldan azdılar və bir daha doğru yolu tapa bilməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sieh, wie sie dir Gleichnisse anführen und dabei so irregehen, daß sie nicht zum rechten Weg finden können!

Almanca — Der Edle Quran

Schau, wie sie dir Gleichnisse prägen, und so sind sie abgeirrt, daß sie keinen Weg (mehr) finden können.

Almanca — M. A. Rassoul

Schau, wie sie von dir Gleichnisse prägen und damit so sehr in die Irre gegangen sind, daß sie nicht in der Lage sind, den Weg zu finden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Siehe, wie sie dir die Gleichnisse prägten, so sind sie irregegangen und fanden nicht zum Weg.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

See how they describe you O Muhammad in irrelevant similies reflecting deviation of mind and thought that they are unable to strike on the path of truth that guides into all truth.

Abdul Haleem

See what they think you are like! But they are lost and cannot find the right way.

Abdullah Yusuf Ali

See what similes they strike for thee: but they have gone astray, and never can they find a way.

Abul A'la Maududi

Just see how strange are the things they invent about you. They have altogether strayed, and are unable to find the right way.

Aisha Bewley

Look how they make likenesses of you and go astray. They are unable to find their way.

Al-Hilali & Khan

See what examples they have put forward for you. So they have gone astray, and never can they find a way.

Ali Quli Qarai

Look, how they coin epithets for you; so they go astray, and cannot find a way.

Amatul Rahman Omar

Behold! how they coin similitudes to depict you, as a result of which they have gone astray; so they will not be able to find a way (of their salvation).

Arthur John Arberry

Behold, how they strike similitudes for thee, and go astray, and cannot find a way!

Bijan Moeinian

Note how they refer to you and how their attitude leads them further away from the straight path.

E. Henry Palmer

Behold, how they strike out for you parables, and err, and cannot find the way!

Edip-Layth

See how they cite the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.

George Sale

Behold! What epithets they bestow on thee. But they are deceived; neither can they find any just occasion to reproach thee.

Hamid S. Aziz

Behold, what similitudes they strike out for you, but they err (or have gone astray), and cannot find the way.

Mahmoud Ghali

Look how they strike similitudes for you. So they have erred and have been unable (to find) a way."

Marmaduke Pickthall

See what similitudes they coin for thee, and thus are all astray, and cannot find a road!

Mohamed Ahmed - Samira

See, what comparisons they coin for you, and go astray, and thus cannot find the way.

Muhammad Asad

See to what they liken thee, [O Prophet simply] because they have gone astray and are now unable to find a way [to the truth]!

Mustafa Khattab

See how they call you names ˹O Prophet˺![1] So they have gone so ˹far˺ astray that they cannot find the ˹Right˺ Way.

Progressive Muslims

See how they cite the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.

Sahih International

Look how they strike for you comparisons; but they have strayed, so they cannot [find] a way.

Sam Gerrans

See thou how they strike similitudes for thee; then have they strayed and are not able to find a path.

Shabbir Ahmed

See how (cunning) examples they make up about you (O Prophet)! They are going astray to the point of no return.

Syed Vickar Ahamed

See what comparisons they make for you: So they have gone astray, and they can never find a way (to come back).

Taqi Usmani

See how they have made (silly) statements about you; so they have gone astray and cannot find a way.

The Monotheist Group

See how they put forth the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Vois ce à quoi ils te comparent! Ils sʹégarent donc et sont incapables de trouver un chemin (vers la vérité).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

De binêre ka der barê te de çi mîsalan tînin! Ji ber vê yekê wan (bi van bêbextiyan) riya heq winda kir, êdî ew hîç nikarin rasterê bibin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Kijk hoe zij voor jou vergelijkingen maken; zij dwalen en kunnen dus geen weg meer vinden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Onhoudt welke bijnamen zij u geven. Maar zij zijn bedrogen; zij kunnen de waarheid nimmermeer vinden.

Hollandaca — Siregar

Kijk hoe zij vergelijkingen met jou maken: hierdoor dwalen zij en kunnen zij geen Weg vinden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Посмотри (о, Пророк), как они [неверующие] на тебя приводят притчи [говорят о тебе такую ложь, которая по своей странности подобна лишь притчам], и заблудились они и не могут найти пути (к Истине)!

Rusça — Osmanov

Посмотри, какие только притчи они не приводят тебе, хотя сами сошли с прямого пути и не могут найти дороги.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Se där hur de beskriver dig! De har gått helt vilse och kan inte återfinna vägen.