Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا
unZur keyfe Derabū leke l-emṧāle fe Dellū fe lā yesteTīǔne sebīlen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Bak da gör, sana nasıl örnekler getirip de saptılar ve artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.
Adem Uğur
Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.
Ahmed Hulusi
Bak senin için nasıl benzetmeler yaptılar da bu sebeple saptılar! Artık (Hakikate götüren) bir yol bulamazlar!
Ahmet Tekin
İbret nazarıyla bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar. Bu yüzden başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaştılar, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiler, artık doğru yola ulaşabilecekleri bir çıkış yolu da bulamayacaklar.
Ahmet Varol
Bak sana nasıl örnekler verdiler de saptılar. Artık bir yol (bulmay)a güç yetiremezler.
Ali Bulaç
Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.
Ali Fikri Yavuz
Bak, seni nelere nisbet ettiler (şairdir, sahirdir, mecnundur dediler) de nasıl dalâlete düştüler! Artık hak yolu bulmağa güçleri yetmez.
Ali Rıza Safa
Senin için nasıl yakıştırmalar yapıyorlar bak? Böylece yoldan çıktılar ve artık bir yol bulamazlar.
Bayraktar Bayraklı
Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.
Bekir Sadak
Sana nasil misaller verdiklerine bir bak! Bu yuzden sapmislardir, artik bir yol da bulamamaktadirlar.
Celal Yıldırım
Dikkat et, sana nasıl da misâller veriyorlar da bu yüzden sapıttılar ; artık bir yol da bulamıyacaklar.
Diyanet İşleri
Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.
Diyanet İşleri (eski)
Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yüzden sapmışlardır, artık bir yol da bulamamaktadırlar.
Diyanet Vakfi
Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bak seni nelerle mukayese ettiler de nasıl sapıklığa düştüler, onun için bir yol bulmaya da güçleri yok.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bak seni nelere kıyas ettiler de nasıl dalalete düştüler, onun için bir yol bulmağa tab-ü tüvanları yok
Erhan Aktaş
Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.
Fizilal-il Kuran
Senin hakkında nasıl benzetmeler, ne tür yakıştırmalar yaptıklarına baksana! Sapıttılar, bir türlü doğru yolu bulamıyorlar.
Gültekin Onan
Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.
Hamdi Döndüren
Seninle ilgili olarak, ne tür benzetmeler yaptıklarına bir bak! Bu yüzden saptılar, artık, doğru yolu bulmaya güçleri yetmez.
Hasan Basri Çantay
Bak, sana nasıl misaller getirib sapdılar. Artık onlar bir yol (bulmıy) a güc yetiremiyeceklerdir.
Hasib Asutay
Bak, senin için ne benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık doğru yolu bulmaya da güçleri yetmez.
Hayrat Neşriyat
Bak, senin için (şâir, sihirbaz ve kâhin diyerek) nasıl misâller getirdiler de bu yüzden dalâlete düştüler; artık (hakka giden) bir yola güçleri yetmez.
İbni Kesir
Bak, sana nasıl misaller veriyorlar. Bunun için dalalete düşmüşlerdir. Ve bir daha yol bulamamaktadırlar.
Mehmet Okuyan
Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yapıp (haktan) saptılar; bu yüzden asla (doğru) yolu bulamazlar.
Muhammed Esed
Seni benzettikleri şeye bak (ey Peygamber!) Bir kere yoldan çıkmış bunlar ve bu yüzden (hakka çıkan) bir yol da bulacak durumda değiller artık!
Mustafa İslamoğlu
Şunların seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıtıyorlar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamıyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bak senin için nasıl misaller irad ettiler, artık onlar sapıtmış oldular, artık onlar doğru bir yola (gitmeğe) güç yetiremezler.
Ömer Öngüt
Bak! Sana nasıl misaller veriyorlar? Bunun için dalâlete düştüler ve bir daha yol bulamamaktadırlar.
Suat Yıldırım
Bak Resulüm, seni nelere kıyas ettiler (gâh şair, gâh büyücü, gâh kâhin, gâh mecnûn dediler) de nasıl dalâlete düştüler? Hem öyle sersemleştiler ki artık yol bulacak halleri kalmadı.
Süleyman Ateş
Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.
Süleymaniye Vakfı
Baksana, seninle ilgili nasıl benzetmeler yapıyorlar! Onlar bu şekilde saptılar, artık yola gelemezler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.
Şaban Piriş
Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.
Tefhim-ul Kuran
Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.
Ümit Şimşek
Seni benzettikleri şeye bak! Onlar öyle bir saptılar ki, bir daha da yollarını bulamıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Gör sənin üçün necə pis məsəllər çəkdilər. Onlar azdılar və artıq doğru yolu tapa bilməyəcəklər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Bir gör (müşriklər) səni kimlərə bənzətdilər (sənə şair, kahin, sehrbaz, məcnun, divanə və s. dedilər)! Onlar yoldan azdılar və bir daha doğru yolu tapa bilməzlər!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sieh, wie sie dir Gleichnisse anführen und dabei so irregehen, daß sie nicht zum rechten Weg finden können!
Almanca — Der Edle Quran
Schau, wie sie dir Gleichnisse prägen, und so sind sie abgeirrt, daß sie keinen Weg (mehr) finden können.
Almanca — M. A. Rassoul
Schau, wie sie von dir Gleichnisse prägen und damit so sehr in die Irre gegangen sind, daß sie nicht in der Lage sind, den Weg zu finden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Siehe, wie sie dir die Gleichnisse prägten, so sind sie irregegangen und fanden nicht zum Weg.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
See how they describe you O Muhammad in irrelevant similies reflecting deviation of mind and thought that they are unable to strike on the path of truth that guides into all truth.
Abdul Haleem
See what they think you are like! But they are lost and cannot find the right way.
Abdullah Yusuf Ali
See what similes they strike for thee: but they have gone astray, and never can they find a way.
Abul A'la Maududi
Just see how strange are the things they invent about you. They have altogether strayed, and are unable to find the right way.
Aisha Bewley
Look how they make likenesses of you and go astray. They are unable to find their way.
Al-Hilali & Khan
See what examples they have put forward for you. So they have gone astray, and never can they find a way.
Ali Quli Qarai
Look, how they coin epithets for you; so they go astray, and cannot find a way.
Amatul Rahman Omar
Behold! how they coin similitudes to depict you, as a result of which they have gone astray; so they will not be able to find a way (of their salvation).
Arthur John Arberry
Behold, how they strike similitudes for thee, and go astray, and cannot find a way!
Bijan Moeinian
Note how they refer to you and how their attitude leads them further away from the straight path.
E. Henry Palmer
Behold, how they strike out for you parables, and err, and cannot find the way!
Edip-Layth
See how they cite the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.
George Sale
Behold! What epithets they bestow on thee. But they are deceived; neither can they find any just occasion to reproach thee.
Hamid S. Aziz
Behold, what similitudes they strike out for you, but they err (or have gone astray), and cannot find the way.
Mahmoud Ghali
Look how they strike similitudes for you. So they have erred and have been unable (to find) a way."
Marmaduke Pickthall
See what similitudes they coin for thee, and thus are all astray, and cannot find a road!
Mohamed Ahmed - Samira
See, what comparisons they coin for you, and go astray, and thus cannot find the way.
Muhammad Asad
See to what they liken thee, [O Prophet simply] because they have gone astray and are now unable to find a way [to the truth]!
Mustafa Khattab
See how they call you names ˹O Prophet˺![1] So they have gone so ˹far˺ astray that they cannot find the ˹Right˺ Way.
Progressive Muslims
See how they cite the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.
Sahih International
Look how they strike for you comparisons; but they have strayed, so they cannot [find] a way.
Sam Gerrans
See thou how they strike similitudes for thee; then have they strayed and are not able to find a path.
Shabbir Ahmed
See how (cunning) examples they make up about you (O Prophet)! They are going astray to the point of no return.
Syed Vickar Ahamed
See what comparisons they make for you: So they have gone astray, and they can never find a way (to come back).
Taqi Usmani
See how they have made (silly) statements about you; so they have gone astray and cannot find a way.
The Monotheist Group
See how they put forth the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Vois ce à quoi ils te comparent! Ils sʹégarent donc et sont incapables de trouver un chemin (vers la vérité).
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
De binêre ka der barê te de çi mîsalan tînin! Ji ber vê yekê wan (bi van bêbextiyan) riya heq winda kir, êdî ew hîç nikarin rasterê bibin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Kijk hoe zij voor jou vergelijkingen maken; zij dwalen en kunnen dus geen weg meer vinden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Onhoudt welke bijnamen zij u geven. Maar zij zijn bedrogen; zij kunnen de waarheid nimmermeer vinden.
Hollandaca — Siregar
Kijk hoe zij vergelijkingen met jou maken: hierdoor dwalen zij en kunnen zij geen Weg vinden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Посмотри (о, Пророк), как они [неверующие] на тебя приводят притчи [говорят о тебе такую ложь, которая по своей странности подобна лишь притчам], и заблудились они и не могут найти пути (к Истине)!
Rusça — Osmanov
Посмотри, какие только притчи они не приводят тебе, хотя сами сошли с прямого пути и не могут найти дороги.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Se där hur de beskriver dig! De har gått helt vilse och kan inte återfinna vägen.