İsra Suresi 42. Ayet — Elfaz
De ki: "Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah'la beraber (başka) ilahlar olsaydı, o zaman o ilahlar da Arş'ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لَوْleveğerŞart Edatı
3كَانَkāneolsaydıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
4مَعَهُmeǎhuO'nunla beraberMekan Zarfı+Zamir
6كَمَاke māgibiHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7يَقُولُونَyeḳūlūnededikleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
8اِذًاiƶeno zamanMüfacee (Sürpriz) Edatı
9لَابْتَغَوْاlābteğavonlar da ararlardıLam-ı Te'kid+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak
10اِلٰىilāHarf-i Cer
11ذِيƶīsahibineİsim
12الْعَرْشِl-ǎrşiArşınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع ر شİnşa etmek/yapmak, üzüm-şarap için çardak yapmak, asma çubuğu yapmak, çatı yapmak, (ev veya yapı) yükseltmek, yerleşmek. Arş - taht, çardak, köşk, çatı, güç, hâkimiyet, egemenlik.
13سَبِيلًاsebīlenbir yolİsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep