Hicr Suresi 4. Ayet — Elfaz
Helak ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.
1وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
2اَهْلَكْنَاehleknābiz yok etmedikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.
3مِنْminhiçbirHarf-i Cer
5اِلَّاillādışındaHasr Edatı
6وَلَهَاve le hāve onlarBağlaç+Harf-i Cer+Zamir
7كِتَابٌkitābunbir yazısıİsimك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
8مَعْلُومٌmeǎ'lūmunbilinenİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname