Hicr Suresi 33. Ayet — Elfaz
İblis dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem."
1قَالَḳāledediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لَمْlemHarf-i Nefi
3اَكُنْekunben edememMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
4لِاَسْجُدَli escudesecdeTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek
5لِبَشَرٍli beşerininsanaHarf-i Cer+İsimب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş
6خَلَقْتَهُḣaleḳtehuyarattığınMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.
7مِنْmin-danHarf-i Cer
9مِنْmin-tanHarf-i Cer
10حَمَإٍHameinbir balçık-İsimح م اSiyah ve kötü kokulu çamur, kuyuyu bundan temizlemek [siyah, kötü kokulu çamur], siyah ve kötü kokulu çamurla karışmak, bulanık hale gelmek ve kokusu değişmek, birine kızmak, amca, Necd'de kumlarda veya düz ve yumuşak arazide yetişen belirli bir bitki, kem gözlü bir adam, nazar değdirmek.
11مَسْنُونٍmesnūnindeğişkenİsimس ن نYol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlık