Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."

وَاُو۫حِيَ اِلٰى نُوحٍ اَنَّهُ لَنْ يُؤْمِنَ مِنْ قَوْمِكَ اِلَّا مَنْ قَدْ اٰمَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ

ve ūHiye ilā nūHin ennehu len yu'mine min ḳavmike illā men ḳad āmene fe lā tebteis bimā kānū yef'ǎlūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاُو۫حِيَve ūHiyeو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyolundu
2اِلٰىilā
3نُوحٍnūHinن و حNuh'a
4اَنَّهُennehugerçekten
5لَنْlen
6يُؤْمِنَyu'mineا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamankimse iman etmeyecek
7مِنْmin-den
8قَوْمِكَḳavmikeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmin-
9اِلَّاillādışında
10مَنْmenkimselerin
11قَدْḳad(şimdiye kadar)
12اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden
13فَلَاfe lā
14تَبْتَئِسْtebteisب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıküzülme
15بِمَاbimādolayı
16كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
17يَفْعَلُونَyef'ǎlūneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumonların yaptıklarından

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nûh'a, kavminden inananlardan başkaları kesin olarak inanmayacak, artık sen de onların yaptıkları işler yüzünden kederlenme diye vahyedildi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nûhʼa, kavminden inananlardan başkaları kesin olarak inanmayacak, artık sen de onların yaptıkları işler yüzünden kederlenme diye vahyedildi.

Adem Uğur

Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. Öyle ise onların işlemekte olduklarından (günahlardan) dolayı üzülme.

Ahmed Hulusi

Nuh'a vahyolundu ki: "Halkından, iman etmiş olanlar dışında kimse iman etmeyecek. . . (Artık) onların yapmakta olduklarından dolayı üzgün olma!"

Ahmet Tekin

Nuh’a: 'Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık asla sana iman etmeyecek. Öyleyse onların sergilemeye devam ettikleri günahkâr, isyankâr davranışlarından dolayı üzülme.' diye vahyedildi.

Ahmet Varol

Nuh'a vahyolundu ki: 'Kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanların dışında artık kimse iman etmeyecek. Onların yaptıklarından dolayı üzülme!

Ali Bulaç

Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme."

Ali Fikri Yavuz

Nûh’a şöyle vahyolunmuştu: “- Haberin olsun, önceden iman edenlerden başka, kavminden hiç biri asla iman etmiyecek. O halde yaptıkları şeylerden (eziyet ve tekziplerden ) ötürü kederlenme.

Ali Rıza Safa

Nuh'a, şöyle bildirildi: "Şimdiye değin inanmış olanların dışında, toplumundan hiç kimse inanmayacak; onların yaptıkları için artık üzülme!"

Bayraktar Bayraklı

Nuh'a,"Senin toplumundan inanmış olanların dışında başka kimse inanmayacaktır. Onların yaptıklarına üzülme!"

Bekir Sadak

(36-37) Nuh'a, «Senin milletinden, inanmis olanlardan baskasi inanmayacaktir; onlarin yapageldiklerine uzulme; nezaretimiz altinda, sana bildirdigimiz gibi gemiyi yap. Haksizlik yapanlar icin Bana bas vurma, cunku onlar suda bogulacaklardir» diye Allah tarafÙndan vahyolundu.

Celal Yıldırım

Nuh'a, senin kavminden imân edenlerden başkası, şüphen olmasın ki (sana) inanmıyacaktır. Artık onların işleyegeldiklerinden dolayı üzülüp tasalanma.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası artık inanmayacak. Sakın onların yaptıklarına üzülme!

Diyanet İşleri

Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."

Diyanet İşleri (eski)

(36-37) Nuh'a, 'Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır' diye Allah tarafından vahyolundu.

Diyanet Vakfi

Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. Öyle ise onların işlemekte olduklarından (günahlardan) dolayı üzülme.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ayrıca Nuh'a şöyle vahyettik: «Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de Nuh'a vahyolunmuştu ki: "Haberin olsun, kavminden iman etmiş olanların dışında hiçbiri iman etmeyecektir; onun için her ne yaparlarsa gam yeme!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Nuha vahyolunmuştu ki haberin olsun kavminden iyman etmiş olanlardan maada hiç biri iyman etmiyecek, onun için her ne yaparlarsa gam yeme de

Erhan Aktaş

Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar iman etmiş olanların dışında, senin halkından kesinlikle kimse inanmayacak. Onların yaptıklarından dolayı tasalanma;"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar inanmış olanların dışında, senin halkından kesinlikle kimse inanmayacak. Onların yaptıklarından dolayı tasalanma;"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar inanmış olanların dışında, senin halkından kesinlikle kimse inanmayacak. Onların yaptıklarından dolayı tasalanma;

Fizilal-il Kuran

Nuh'a vahiy yolu ile bildirildi ki; «Daha önce inananlar dışında soydaşlarından başka inanan olmayacaktır. Onların yaptıklarından dolayı üzülme.»

Gültekin Onan

Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten inananların dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme."

Hamdi Döndüren

O zaman Nuh’a vahy olundu ki, “Kavminden, daha önce inanmış olanların dışında, hiç kimse iman etmeyecektir. Bu yüzden onların yapmakta olduklarından dolayı üzülme!”

Hasan Basri Çantay

Nuha şu hakıykat vahy olundu: "Kavminden gerçek iman etmiş olanlardan başkası asla iman etmeyecekdir. O halde (bihude üzülüb de) işleyegeldikleri şeylerden (tecavüzlerden) dolayı tasalanma".

Hasib Asutay

Nuh'a vahyolundu ki: 'Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. O halde onların yapmakta olduklarından dolayı üzülme. '

Hayrat Neşriyat

Nûh’a da şübhesiz şöyle vahyolundu: 'Kavminden, gerçekten îmân etmiş olanlardan başka kimse aslâ îmân etmeyecek; öyle ise onların yapmakta olduklarından dolayı üzülme!'

İbni Kesir

Nuh'a vahyolundu ki: Senin kavminden iman edenlerden başkası asla inanmayacaktır. Bunun için onların işlediklerine üzülme.

Mehmet Okuyan

(Tarafımızdan) Nuh’a şöyle vahyedilmişti: “Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. Onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme!

Muhammed Esed

Ve Nuh'a: "Senin kavminden, şimdiye kadar inanmış olanların dışında kimse inanmayacak" diye vahyettik, "Bu yüzden, onların yapabilecekleri şeylerden ötürü sakın tasalanma,

Mustafa İslamoğlu

Derken Nuh'a şöyle vahyettik: "Şu kesin ki, daha önce inanmış olanlar dışında bundan böyle toplumundan kimse bana inanmayacak: Artık, onların yapa geldikleri şeylerden dolayı sakın üzüleyim deme!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Nûh'a vahyolundu ki, «Muhakkak kavminden imân etmeyecektir, ancak cidden imân etmiş olanlar müstesna. Artık yapar oldukları şey ile mahzun olma.»

Ömer Öngüt

Nuh'a vahyolundu ki: “Kavminden, iman etmiş olanlardan başkası aslâ imana gelmeyecektir. O halde onların yaptıklarından dolayı tasalanma. ”

Suat Yıldırım

(36-37) Nuh’a şöyle vahyolundu ki: "Artık halkından, daha önce iman etmiş olanlar dışında, hiç kimse iman etmeyecek. Öyleyse o kâfirlerin yaptıklarından dolayı kederlenme de, Bizim gözetimimiz altında ve vahyimiz doğrultusunda, gemiyi yap ve o zalimler lehinde Ben’den hiçbir ricada bulunma. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

Süleyman Ateş

Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden, inanmış olanlardan başka kimse inanmayacak, onların yaptıklarından dolayı üzülme!"

Süleymaniye Vakfı

Nuh'a şu vahyedildi: "Halkından inanmış olanlar dışında artık hiç kimse inanmayacaktır. Onların yaptıkları şeyler yüzünden sakın tasalanma!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nuh'a şu vahyedildi: "Şimdiye kadar inanmış olanlar bir yana, artık halkından kimse inanmayacaktır. Onların yaptıkları yüzünden sakın kendini harap etme."

Şaban Piriş

Nuh'a: "Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kavminden kimse inanmayacak. O halde, onların yaptıklarına üzülme." diye vahyedildi.

Tefhim-ul Kuran

Nuh'a vahyedildi: «Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme.»

Ümit Şimşek

Derken Nuh'a 'Şimdiye kadar iman edenlerden başka, kavminden sana iman eden olmayacak,' diye vahyolundu. 'Artık onların yaptıkları için tasalanma.

Yaşar Nuri Öztürk

Nuh'a şöyle vahyolundu: "Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nuha belə vəhy olundu: “Qövmündən, daha əvvəl iman gətirənlər istisna olmaqla artıq heç kəs iman gətirməyəcək. Elə isə onların etdikləri əməllərə görə kədərlənmə.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nuha belə vəhy olundu: ″Əvvəlcə iman gətirənlədrən başqa, tayfandan daha heç kəs iman gətirməyəcək. Onların etdikləri əməllərə görə kədərlənmə! (Biz tezliklə onları məhv edər, səni kafirlərin zülmündən qurtararıq!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Noah wurde eingegeben: ʺAußer denen, die bereits glaubten, wird keiner mehr glauben. Du sollst dich wegen ihrer Untaten dir gegenüber nicht grämen.

Almanca — Der Edle Quran

Und Nuh wurde (als Offenbarung) eingegeben: ʺNiemand aus deinem Volk wird glauben außer denen, die bereits geglaubt haben. So sei nicht bekümmert wegen dessen, was sie getan haben.

Almanca — M. A. Rassoul

Und es wurde Noah offenbart: ʺKeiner von deinem Volk wird (dir) glauben, außer jenen, die (dir) bereits geglaubt haben: sei darum nicht traurig über ihr Tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und Nuh wurde als Wahy zuteil: ʺGewiß, von deinen Leuten wird niemand den Iman verinnerlichen, außer denjenigen, die bereits den Iman verinnerlicht haben, also sei nicht wehmütig wegen dem, was sie zu tun pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nuh was inspired by divine influence that: "No more of your people besides those who have already acknowledged the truth of your mission shall conform to Allah's will, therefore, do not be grieved at heart for what their minds and souls have impelled them to do. "

Abdul Haleem

It was revealed to Noah, ‘None of your people will believe, other than those who have already done so, so do not be distressed by, what they do.

Abdullah Yusuf Ali

It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already! So grieve no longer over their (evil) deeds.

Abul A'la Maududi

It was revealed to Noah that no more of your people, other than those who already believe, will ever come to believe. So do not grieve over their deeds,

Aisha Bewley

It was revealed to Nuh: ‘None of your people are going to have iman except for those who already have iman, so do not be distressed at what they do.

Al-Hilali & Khan

And it was revealed to Nûh (Noah): "None of your people will believe except those who have believed already. So be not sad because of what they used to do.

Ali Quli Qarai

It was revealed to Noah: ‘None of your people will believe except those who already have faith; so do not sorrow for what they used to do.

Amatul Rahman Omar

And it was revealed to Noah, `No one of your people besides those who have so far believed, will henceforth believe, therefore grieve not over what they have been doing.

Arthur John Arberry

And it was revealed to Noah, saying, 'None of thy people shall believe but he who has already believed; so be thou not distressed by that they may be doing.

Bijan Moeinian

And I said to Noah: "Apart from those who have already chosen to believe, no one else from your people will join you in belief. Therefore, never mind what they are doing."

E. Henry Palmer

And Noah was inspired, 'None shall surely believe amongst thy people but those who have believed already; take not then ill that which they do.

Edip-Layth

It was inspired to Noah: "No more of your people will acknowledge except those who have already acknowledged. So do not be saddened by what they have done."

George Sale

And it was revealed unto Noah, saying, verily none of thy people shall believe, except he who hath already believed: Be not therefore grieved, for that which they are doing.

Hamid S. Aziz

Do they say, "He has invented it?" Say, "If I have devised it, then on me be my crime, but I am clear (innocent) of all that you commit. "

Mahmoud Ghali

And it was revealed to N?h (that), "Never will any of your people believe, except him who has already believed; so do not feel chagrined for whatever they were performing.

Marmaduke Pickthall

And it was inspired in Noah, (saying): No-one of thy folk will believe save him who hath believed already. Be not distressed because of what they do.

Mohamed Ahmed - Samira

And Noah was informed through revelation: "Apart from those who have come to believe already not one of your people is going to believe. So grieve not for what they are doing.

Muhammad Asad

AND THIS was revealed unto Noah: "Never will any of thy people believe except those who have already attained to faith. Be not, then, distressed by anything that they may do,

Mustafa Khattab

And it was revealed to Noah, "None of your people will believe except those who already have. So do not be distressed by what they have been doing.

Progressive Muslims

And it was inspired to Noah: "No more of your people will believe except those who have already believed. So do not be saddened by what they have done."

Sahih International

And it was revealed to Noah that, "No one will believe from your people except those who have already believed, so do not be distressed by what they have been doing.

Sam Gerrans

And Noah was instructed: “None of thy people will believe but he who has believed already; so despair thou not at what they did.

Shabbir Ahmed

And it was revealed to Noah, "No one of your folk will attain faith except the ones who have believed already. So grieve no longer over their actions."

Syed Vickar Ahamed

And it was revealed to Nuh (Noah): "None of your people will believe except those who have already believed! So do not be sad because of what they are used to do.

Taqi Usmani

And it was revealed to NūH: None of your people would come to believe any more, except those who have already believed. So, be not distressed by what they have been doing.

The Monotheist Group

And it was inspired to Noah: "No more of your people will believe except those who have already believed. So do not be saddened by what they have done."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il fut révélé à Noé: ʺDe ton peuple, il nʹy aura plus de croyants que ceux qui ont déjà cru. Ne tʹafflige pas de ce quʹils faisaient.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En aan Noeh is geopenbaard: ʺNiemand van jouw volk zal tot geloof komen, afgezien van hen die al geloofden. Wees dus niet bedroefd over wat zij aan het doen waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het werd Noach geopenbaard, zeggende: Waarlijk, niemand van uw volk zal gelooven, behalve hij die reeds heeft geloofd; wees dus niet bedroefd, om hetgeen zij doen.

Hollandaca — Siregar

En er werd aan Nôeh geopenbaard: ʺVoorwaar, van jouw volk zal nooit iemand geloven, behalve degenen die reeds geloofden, treur daarom niet over wat zij plachten te doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И было дано Нуху откровение: «Не уверует уже из твоего народа никто, кроме тех, которые уверовали (до сегодняшнего дня). (Поэтому) не печалься же от того, что они делают!

Rusça — Osmanov

Нуху было внушено в откровении: ʺИз твоего народа верующими будут только те, которые уже уверовали. И пусть тебя не огорчают их деяния.