Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

وَمَا نُؤَخِّرُهُ اِلَّا لِاَجَلٍ مَعْدُودٍ

ve mā nu'eḣḣiruhu illā li ecelin meǎ'dūdin

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve biz o günün gelip çatmasını, ancak sayılı bir müddet için geciktiririz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve biz o günün gelip çatmasını, ancak sayılı bir müddet için geciktiririz.

Adem Uğur

Biz onu (kıyamet gününü) sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.

Ahmed Hulusi

Biz onu ancak süresi belirlenmiş bir ömür dolayısıyla geciktiriyoruz.

Ahmet Tekin

Biz o günü geciktirmeyiz, yalnızca belirlenmiş vaktinin, saatinin dolmasını bekleriz.

Ahmet Varol

Biz onu sadece belli bir süreye kadar geciktiririz.

Ali Bulaç

Biz onu sayılı bir sürenin (ecelin) dışında ertelemeyiz.

Ali Fikri Yavuz

Biz, o kıyamet gününü ancak sayılı bir müddet için geriye bırakıyoruz.

Ali Rıza Safa

Belirli bir sürenin dışında, onu ertelemeyiz.

Bayraktar Bayraklı

Biz kıyamet gününü sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.

Bekir Sadak

Biz, o gunu, ancak belli bir sureye kadar geciktiririz.

Celal Yıldırım

O günü ancak belli bir vakte kadar geciktiririz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz o günü sadece belli bir süreye kadar erteleriz.

Diyanet İşleri

Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

Diyanet İşleri (eski)

Biz, o günü, ancak belli bir süreye kadar geciktiririz.

Diyanet Vakfi

Biz onu (kıyamet gününü) sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onu sadece belli bir süreye kadar geciktiriyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, onu ancak belirli bir süre için geciktiriyoruz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biz onu ancak sayılı bir ecel için te'hir ediyoruz.

Erhan Aktaş

Onu geciktirmemiz belli bir süreye kadardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu geciktirmemiz belli bir süreye kadardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu geciktirmemiz belli bir süreye kadardır.

Fizilal-il Kuran

Biz o günü, sadece sayılı günlerin sonuna kadar erteliyoruz.

Gültekin Onan

Biz onu sayılı bir ecelin dışında ertelemeyiz.

Hamdi Döndüren

Biz o günü ancak belirli bir süreye kadar ertelemekteyiz.

Hasan Basri Çantay

Biz onu (kıyaamet gününü) ancak sayılı bir müddet için gecikdiririz.

Hasib Asutay

Biz onu (kıyamet gününü) sadece belirli bir süre kadar erteleriz.

Hayrat Neşriyat

Fakat onu (o günü), ancak sayılı bir müddet için te’hîr ediyoruz.

İbni Kesir

Biz, o günü, ancak sayılı bir süreye kadar erteleriz.

Mehmet Okuyan

Biz onu (kıyamet gününü) sadece (belirlenmiş) sayılı bir süre için ertelemekteyiz.

Muhammed Esed

Ve o Gün'ü Biz, belli bir sürenin dışında artık ertelemeyeceğiz.

Mustafa İslamoğlu

Ve o günü Biz, ancak sayısı (Bize malum) bir süreye kadar erteleriz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz onu ancak sayılı bir müddet için tehire bırakmış oluruz.

Ömer Öngüt

Biz onu ancak sayılı bir müddetin sona ermesi için erteledik.

Suat Yıldırım

Biz o günü ancak belirli bir müddete kadar erteleriz.

Süleyman Ateş

Biz onu, sadece sayılı bir süre için erteliyoruz.

Süleymaniye Vakfı

Biz onu, sadece belirlediğimiz süre doluncaya kadar bekletiriz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz onu, süresi belirli olduğu için öne almıyoruz.

Şaban Piriş

Biz, o günü belli bir süreye kadar erteleriz.

Tefhim-ul Kuran

Biz onu sayılı bir sürenin (ecelin) dışında ertelemeyiz.

Ümit Şimşek

O günü belirlenmiş vakitten geriye bırakmayız.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onu, sadece belirli bir süre için erteliyoruz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onu sadəcə müəyyən olunmuş vaxtadək təxirə salmışıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onu yalnız müəyyən bir müddət üçün təʼxirə salmışıq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir schieben ihn bis zu einem bestimmten Zeitpunkt hinaus, doch lange läßt er nicht auf sich warten.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir stellen ihn nur auf eine bestimmte Frist zurück.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir verschieben ihn nur bis zu einem berechneten Termin.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR schieben ihn nur bis zu einer berechneten Frist hinaus.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The Day We delay but to a predetermined point of time.

Abdul Haleem

We are delaying it only for a specified period,

Abdullah Yusuf Ali

Nor shall We delay it but for a term appointed.

Abul A'la Maududi

Nor shall We withhold it except till an appointed term.

Aisha Bewley

We will only postpone it until a predetermined time.

Al-Hilali & Khan

And We delay it only for a term (already) fixed.

Ali Quli Qarai

And We do not defer it but for a determinate term.

Amatul Rahman Omar

And We defer it not but for a computed term.

Arthur John Arberry

and We shall not postpone it, save to a term reckoned;

Bijan Moeinian

The Last Day (which is not too far away) will take place at its appointed time.

E. Henry Palmer

We will not delay it, save unto a numbered and appointed time.

Edip-Layth

We do not delay it except to a term already prepared for.

George Sale

We defer it not, but to a determined time.

Hamid S. Aziz

Verily, in this is a sign to him who fears the torment of the Hereafter - that is a Day unto which mankind shall be gathered, and that is a Day of Witness (a Day pointed to by events, a Day when testimony is given about the deeds of men, a Day which will be seen by all, a Day when the consequences of action come home. )

Mahmoud Ghali

And in no way do We defer it except to a term (already) fixed (Literally: numbered)

Marmaduke Pickthall

And We defer it only to a term already reckoned.

Mohamed Ahmed - Samira

We are deferring it only for a time ordained.

Muhammad Asad

and which We shall not delay beyond a term set [by Us].

Mustafa Khattab

We only delay it for a fixed term.

Progressive Muslims

And We do not delay it except to a term already prepared for.

Sahih International

And We do not delay it except for a limited term.

Sam Gerrans

And We delay it not save to a set term.

Shabbir Ahmed

And We defer the Day only to a specified time.

Syed Vickar Ahamed

And We delay it only for an (already) fixed term.

Taqi Usmani

We do not defer it but for a limited term.

The Monotheist Group

And We do not delay it except to a term already prepared for.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous ne le retardons que pour un terme bien déterminé.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ew (roj) tenê ji bo temambûna demeke bijimar daye paş.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij stellen haar slechts uit tot een vastgestelde termijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij stellen dien niet uit, dan tot een vooraf bepaalden tijd.

Hollandaca — Siregar

En Wij zullen hem niet uitstellen, dan voor een vastgestelde termijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы отсрочиваем его [День Суда] только до определенного срока [время наступления Дня Суда известно Аллаху Всевышнему, и этот день не будет ни приближен, ни отдален].

Rusça — Osmanov

И Мы отсрочим его лишь на короткое время.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi kommer inte att skjuta upp den över den fastställda tiden.